Kağıttan Gündem

Süheyl Batum bir laf etti ki, ülkenin esasında tartışması gereken gündemini konuşmak yerine herkes kağıt kaplan meselesini konuşmaya başladı. Kimsenin ne Kıbrıs’ı ne de Başbakan’ın besleme benzetmesi yaptığı Kıbrıslı’yı tartışacak hali bile kalmadı. 
Süheyl Batum nitekim açıklamayı yaptı “söylememem gerekirdi. Ben politikada acemi olduğum için bunu dedim, bir daha da demem” filan dedi geçiştirmeye çalıştı. Ancak artık savaş tamtamları çalmaya başlamıştı bir kere. “İstifa et, istifa et” diye. AKP’liler Şaban Dişli ve Mir Dengir Fırat istifalarını halen hazmetmemiş olduklarından olsa gerek o günlerden beri her CHP’linin açıklarını bulduklarında koro halinde istifa etmeli çağrısında bulunuyorlar. Eğer Süheyl Batum bu lafı ettiği için istifa edecekse, bazı AKP’lilerin de intihar etmesi gerekiyor. Çünkü bu lafın misli misli ağırını söyledikleri oldu malumunuz. 
Hele yandaş medya içerisinde bazen öyle laflar edildi ki yenilir yutulur değil. Mesela Türkiye Cumhuriyeti Ordusunu Yeniçeri ordusuna benzetip, bunların yerine Nizam-ı Cedid Ordusu kurmamız lazım diyenler bile vardı. (bunu söyleyen hazret geçen gün televizyonda Batum’un istifa etmesi gerektiğini söylüyordu!)
Batum’un sözlerini değerlendirdiğimizde ise aslında klasik bir CHP’li söylemi olduğu dikkatimizi çekmektedir. Zira şimdi liberalleşmiş olan bir kısım eski solcular CHP’yi hep darbe teşvikçisi olarak görmektedir. Özellikle 1960 askeri darbesinin teşvik edilen en önemli darbe olduğu herkesin bildiği bir şeydir. Bütün bu ve benzeri hadiseler göz önüne alındığında “CHP iktidara seçimle gelemez, iktidar olabilmesi için mutlaka askerin darbe yapması ve ülkeyi CHP’ye teslim etmesi gereklidir” görüşü espriyle karışık sık sık karşımıza çıkmaktadır.
CHP’yi bu yanlışlara sürükleyen husus ülkenin bölünmez bütünlüğü, laik düzen, demokrasi vs. gibi konulardaki düşüncelerini hep askerin düşünce ve bakış açısıyla özdeşleştirmiş olmasıdır. Cumhuriyeti kuran kadroların büyük çoğunluğunun asker kökenli olması laiklik, demokrasi gibi değerlere asker gibi bakmayı gerektirmiyor tabi ki. Askerlik başka bir iştir, siyaset başka. Zaten Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP bu söylemlerden rücu etmeye çalışıyor ama bunu başarmak gördüğümüz gibi çok kolay değil. Bu ülkede asker “kimse benim kadar bu ülkeyi sevemez ve geleceğini bizim kadar düşünemez” diye ortaya çıkarsa işte o zaman yandı gülüm keten helva. Nitekim 12 Eylül’de bu keten helva yanmış CHP, MHP ile birlikte en büyük zararı görmüştü. Orduyu zırt pırt demokrasiye balans ayarı yaptırmak zorunda bırakmak! İşte bu siyasi anlayışın eseri değil midir?
Kağıt kaplan benzetmesini ordunun kendini yeterince savunmamasına işaret olduğunu söyleyerek zevahiri kurtarmaya çalışan Süheyl Batum politikada acemi olabilir ama 12 Eylül darbesinin dolayısıyla askerin, bu ülkeye ve CHP’ye nasıl zararlar verdiğini de mi bilmiyor?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.