İktidara Gelmeden Bakara İktidardan Sonra Makara

 

Daha on beş yıl öncesinde bu ülkede başörtüsü ile okullarda okunamıyordu. Başörtülü anneler subay çocuklarının orduevlerine giremiyordu. Cemaatler tarikatlar takip altındaydı. Devlet dairelerinde namaz kılınacak mescitler bile kapatılıyordu. İşte bunların yaşandığı bir ortamda bir siyasi hareket ortaya çıktı. Söylemleri insanların yüreğine su serpti. Bu siyasi hareket kurulduktan sonra seçimlere girdi. Söylemleri netti: Bizim iktidarımızda başörtüsü serbest olacak, alnı secdeye değen cumhurbaşkanımız olacak vs. diye diye iktidara da geldiler. Başka deyişle İslami söyleme dayalı bir siyasi hareket olduklarını, mütedeyyin olduklarını, icraatlarının da bu yönde olacağını hep söylediler.

Şimdi geldiğimiz noktaya lütfen dikkat edin. Devletin malına el uzatmak, çalmak, rüşvet yemek sadece İslam’da değil her dinde yasak olduğu halde neler yapıyorlar. Çikolata kutularında alınan rüşvetler, hediye diye alınan saatler, satın alınan gemiler, eritilemeyen sıfırlanamayan evdeki paralar gırla gidiyor.

Bizim bildiğimiz İslam elbette sadece beş vakit namazdan, bir ay tutulan oruçtan, başörtüsünden ibaret değildir. Ama bunlar İslam’ı, törenlerle kameralar önünde kılınan Cuma namazlarına, başörtüsüne, siyaset arenasında sığ söylemlere sıkıştırdılar. Bu söylemlerle toplumu iki kutba ayırdılar. Huzur İslam’da dediler herkesin keyfini böyle diye diye kaçırdılar. Nasıl kaçmasın. Bir bakan bakara, makara diyerek Allahın kelamıyla pervasızca dalga geçiyor. Hani sen dindardın. Bu nasıl Müslümanlık? Keşke sadece rüşvet almakla yetineydin de milletin diniyle kutsalıyla alay etmeyeydin.

Bir de bunların şimdilerde kavga ettikleri on bir yıllık eski ortakları var. Onlar da bunlardan geri durmuyor. Devletten aldıkları emanete hıyanet etmekten geri kalmıyorlar. Devletin ve milletin güvenliğini sağlasınlar diye emanet aldıkları kurumda sahip oldukları belgeleri ve bilgileri kendi çıkarları (ülke çıkarları için yaptıklarını söylüyorlar ama kimse inanmıyor) için pervasızca kullanıyorlar. Türk Hava Yollarının Afrika’daki teröristlere silah taşıdığından tutun, Suriye’deki teröristlere Türkiye’nin tırlarla silah gönderdiğine dair iddiaları (eğer böyle bir şey varsa devlet sırrıdır) ortalığa döküp Türkiye’yi dünya siyasetinde güç durumlara düşürüyorlar.

Herkesi dinlemeye alıp ellerindeki kayıtları da kopyalayarak şantaj yapmayı ulvi bir görev addediyorlar. Din eksenli bir cemaatin ülkenin siyasi işlerine bu kadar bulaşması, herkesin özeline girip dinlemesi, görüntü alması ve bunları afişe etmesi ne kadar ahlakidir, ne kadar dindarlıktır.

Bu gurubun bir de medyası var. Televizyonlarındaki dizilerinde Hz. Peygamberimizi kamyonete dahi bindirme cesaretini, daha doğrusu terbiyesizliğini gösterdiler. Sakal-ı şerifi, hırka-i şerifi gözlerinden yaşlar akarak, ağlayarak camilerde ziyaret eden Ümmet-i Müslüman, İki cihanın güneşi peygamberini senin kamyonete bindirdiğini gördüğünde hakkında hiç hayırlı bir şey düşünür mü? Hristiyanları cennete gönderdiğinde sesini çıkarmayan bu millet muhakkak ki bu kamyoneti unutmayacaktır.

Diğer taraftan “Peygamber efendimiz rüyamıza geldi tweetleri iki katına çıkarın dedi” saçmalığına bile inanmamızı istediler. “Peygamberimizin işi gücü yok senin tweetinle mi uğraşacak diye bize sormazlar mı “diye çekinmediler bile. Yine bu cemaatin içinde yetişmiş hakim, savcı polis, bilim adamları vs. memur oldukları devlet işlerini layıkıyla yapacakları yerde bir yerlerden gelen talimatlarla hareket etmekten geri durmadılar. Mağdur olacak insanlar, devletin küçük düşürülmesi umurlarına bile gelmedi.

Soruyorum bu mudur Müslümanlık? Bu mu İslam ile gelecek huzur?

Müslüman aynı zamanda elinden dilinden belinden emin olunan değil midir? Bir insanın güvenilir ve emin olduğunu belirtmek için namazında niyazında adam derler, bilirsiniz. Ama bunların yüzünden namazında niyazında olmak tabiri güvenilir olmak manasını artık kaybedecek gibi görünüyor.

Her fırsatta, Allahtan, Kur’andan, Peygamberden, Müslümanlıktan bahseden bu güruh yaptıklarıyla bu toplumun İslami değerlerine, kutsallarına ne kadar zarar verdiklerinin farkındalar mı acaba?

Elbette bu dindarlık iddiasındaki güruh bu herzeleri yiyiyor diye bizim Allah’a, Kitabına, Peygamberimize duyduğumuz inanç ve muhabbet azalmaz, değişmez. Ancak insanların dini duygularının, sorumsuzca, bu bezirganlar tarafından sömürülmesi bizi sadece utandırır.

Evet, onlar bizden utanmıyor ama biz onlardan utanıyoruz. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.