HASETLİK ÜZERİNE

Haset Arapça bir kelime olup sözlük anlamı kıskançlık çekemezlik manasına geliyor. Hasetlik yapana da hasut deniliyor. Aslına bakarsanız gıpta etmek ile haset ve kıskançlığı da biri birinden ayırmak gerekiyor. Zira birinin üzerinde mavi bir gömlek görürsünüz imrenirsiniz, neden bende de olmasın deyip bir tane kendinize alırsınız. Buna gıpta etmek denilebilir. Aynı sınıfta olup kendisinden daha başarılı bir arkadaşına gıpta edip onun gibi başarılı olmak için derslerine daha sıkı çalışan öğrencinin durumu da bunun gibidir.

Ancak, Başkasının kendinden üstün veya denk olan birinin her şeyini kıskanma, yani ondaki üstünlüğün veya yeteneklerin, yalnız kendinde olmasını isteme hali, olan hasutluk farklıdır ve insanoğlu için en kötü huylardan biridir. Hasut insan, ömrü boyunca rahatsız insandır. Böyle insan, kendinden aşağı olan insanı görmez de, kendinden yüksek ve varlıklı insanın her şeyini görür ve onu kıskanır. Bir mühendisi bir avukatın çekememesi “neden o mühendis ben değilim” demesi veya yazı yazamayan birinin “bu adam çok güzel roman-şiir yazıyor ben niye yazamıyorum” demesi, bunu bir takıntı haline getirmesi, ruhsal bir bozukluk değil de nedir? Çünkü istediğin yani gıpta ettiğin renkte gömleği ceketi alırsın ama bir kişinin mesleğini veya bir takım şahsi yeteneklerini çekemediğin için elde edemezsin. Bunun için hayata yeniden başlamak gerekir. Böyle bir durum da imkânsız olduğu için hasetlik yapan kişi ancak kendine zarar verecek, bu art niyetli düşünceler onun zihnini hep olumsuz yönde meşgul edecektir. Zamanla bu düşünceler hasut yani hasetlik yapan kişinin ruh halini bile bozabilecektir.

Hasetlik duygusu bazı insanlarda öyle bir hal alır ki, sadece kendisine değil çevresindeki insanlara da zarar vermeye başlar. Çünkü içinde bulunduğu ruh hali, onu artık kendini dizginleyemez bir duruma getirmiş olacaktır. Çekemediği insanları bu kez düşman olarak görmeye başlayacaktır. Herkesi memnun etmek mümkündür, yalnız haset edeni tatmin etmek zordur. Çünkü o, haset ettiği şeyin yok olması ile ancak memnun kalır. Bunun sonucunda da başkalarının mutsuzluğu onun mutluluğu haline gelecektir.

Bu bakımdan yaşadığımız hayata bize mutluluk veren yönünden bakmamız gerekiyor. Yani biraz kanaatkâr olmamız lazım. İnsanları sevmeyi bilmemiz lazım. Bunu başarabilirsek kendimizle barışık yaşayıp, çevremize de pozitif duygular katabilen insanlar haline geliriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.