Hangi Osmanlı (2)

Son yazımızda Osmanlı Devletinin 16. yüzyıl ile 19. Yüzyılları arasında farklar olduğundan bahsetmiş ve Osmanlının her döneminin diğerinden farklılık arz ettiğini dile getirmiştik. Bu bakımdan Osmanlı gibi kudretli ve ihtişamlı bir devlet olmak istiyorsak daha çok çalışmamız lazım geldiğini de ilave etmiştik.  
 
Bugün itibariyle Türkiye Cumhuriyeti 16. Yüzyıl Osmanlısı kadar olamasa bile 18 ve 19. Yüzyıl Osmanlısından çok daha güçlü ve kudretli bir devlet görüntüsü vermektedir. Peki 18 ve 19. Yüzyıl Osmanlısı ne durumdaydı ve ne gibi işlerle uğraşmaktaydı. Bu yazımızda da kısa örneklerle biraz bundan bahsedelim.  
 
16 yüzyıl ortalarında Avrupa’da Gutenberg tarafından matbaa icat edilmiş ve bütün Avrupa ülkelerinde hızla yeni matbaalar açılmıştı. Avrupa’da yılda on binlerce kitap basılıyor ve okunuyordu. Haliyle okuryazar oranı da hızla yükselmekteydi. Bu durum Avrupa’daki bilimsel gelişmenin de en önemli tetikleyicisiydi.  
 
Peki, Osmanlıda durum neydi. Matbaa 1770’li yıllarda ancak açılabildi. Bu matbaada da doğru düzgün kitap basılmadı. Okuryazar oranı en iyimser tahminle %4-5 ler seviyesinde kalmaya devam etti. Düşünün Avrupalı 300 yıl boyunca milyonlarca kitap basmış ve okumuş biz bu 300 yılı matbaasız ve elle çoğaltılan kitaplarla nasıl geçirmişiz. Bir de Avrupa ile aramızda neden gelişmişlik farkı var diye merak ederiz. Bu eksikliğin sonuçlarını artık siz kestirin. Bu matbaanın Osmanlıya neden bu kadar geç geldiğini sorarsanız bunun cevabını ben bilmiyorum derim. Çünkü cevabı çok üzücüdür.  
 
II. Mahmut 1831’de törenle Tıbbiye-i şahaneyi açar. Ancak 40 yıl boyunca Fransızca eğitim yapılır. Çünkü Tıp Fakültesinde okutulacak doğru düzgün Türkçe ders kitabı yoktur. İbn-i Sina’nın torunlarının düştüğü duruma bakın. 
 
Mısır Valisi 19. Yüzyılda isyan bayrağını çekmiş, Osmanlıya başkaldırmış. Osmanlı’nın Mısır Valisi diyoruz, dikkatinizi çekerim. (Erzurum, Konya vs. Valileri neyse Mısır Valisi de o dur.) Adam neredeyse padişahlığını resmen ilan edecek. Osmanlı bu valiyi ortadan kaldırmak bir yana Nevşehir’de yapılan savaşta Valinin ordusu karşısında darmadağın oluyor ve Osmanlının sadrazamı Mehmed Reşid Paşa Valinin eline esir düşüyor. Şimdi bir Valiyi düşünün bir de Padişahı hangisi güçlü? 
 
Cebelitarık boğazından haberi olmayan Kaptan-ı Derya mı dersiniz, pusula okuyamadığı için tüccar gemilerinin peşine takılıp yön bulmaya çalışan donanma kaptanları mı dersiniz, hepsi mevcut. Bunlar da Büyük denizcilerimiz Piri Resi’in Barbaroslar’ın halefleri olacak. Çalıştığı medresenin adresini bile bilmeyen ama parasını tıkır tıkır alan müderrisleri anlatır Ahmet Cevdet Paşa “Tezakir” adlı eserinde. Onun için bu örnekleri çoğaltmak mümkün. 
 
Şimdi bütün bunlar da Osmanlı. Bizim vatandaşımızın çoğu tarihini ilk ve ortaokuldaki ders kitaplarından öğrendiğini zannettiği için bunlardan haberi olmaz. Haberi olduğu zaman da inanası gelmez. Nasıl inansın Osmanlı Ordusu denildi mi aklına Kanuni Sultan Süleyman’ın Fatih’in ordusu geliyor. Şimdi bu padişahın ordusu nasıl kendi valisinin karşısında mağlup olur havsalası almaz. Çünkü bildiği Osmanlıda, her şey düzgün, pırıl pırıl işliyordur. 
Tarih sadece okullarda öğrenilmiyor maalesef. İnsanın bu konuda kendi kendini geliştirmesi lazım. Yani merak edecek okuyacak öğrenecek başka bir yolu yok. Günümüzde yazılanları hadi geçelim 19. Yüzyılın büyük alimi Ahmed Cevdet Paşa’nın eserlerini okusanız bile bu hususların çoğu hakkında rahatlıkla bilgi sahibi olunabilir.  
 
Tıpkı insanlar gibi Devletlerin de hataları kusurları yanlışları olur. Bunlar gayet tabiidir. Mesele bunlardan gerekli dersleri çıkarmaktır. Hata yaptığını fark etmeyen insan, uyarılmazsa veya farkına varmazsa sürekli aynı hatayı işlemeye devam eder. Birinin uyarması doğruyu göstermesi gerekir. İşte tarih de bunun için vardır. Tarih iyiyi, güzeli, mükemmeli de gösterecek; hatayı, kusuru, eksikliği, yanlışları da gösterecektir. Tarih sadece övünülecekleri anlatırsa sadece böbürlenmeye yarar. Yanlışı da gösterecek ki milletler kendine çeki düzen verme ve tecrübelerini kullanma şansına sahip olabilsin

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.