ELAZIĞ TÜRKÜLERİ

“Elazığlı Olmak” başlıklı yazımızda Elazığlının genel hasletleri üzerine bazı tespitler yapmamız üzerine eşten dosttan epeyce arayan, mail atan oldu. İşin doğrusu inanmayacaksınız ama hepsi benim tespitlerimin oldukça yerinde olduğu kanaatindeydiler. Aslında sevindim desem yalan olur. Zira maraz diye nitelenecek bu hususların genel bir algı olarak varsayılması oldukça üzücü. Peki, neden böyle? Acaba diğer şehirlerde de aynı yanlış algılar olur mu ? diye düşünüyor insan ister istemez. Neyse kaldığımız yerden devam edelim.
Bu kez Elazığ Kültürünü ve sanatını ele almak istiyorum. Tabi Elazığ Kültürü denince ilk Mahalli Musikimiz akla geliyor ister istemez. Türkiye’de hiçbir şehre nasip olmayan zengin bir musikiye sahibiz ama bunu ne kadar değerlendirebiliyoruz. Kendi gayretleriyle ve yetenekleriyle öne çıkmış birkaç sanatçı haricinde müziğimizi tanıtabilecek başka bir fırsat yakalayamamışız. 
Türkiye’ye tanıtmak bir tarafa inanın Elazığlılara bile tanıtmaktan aciz durumdayız şu anda. Zira düğünlerde, yerel televizyon ve radyolarda veya konserlerde ve yapılan yerel albümlerde hep aynı türküler tekrarlanmakta. Dikkat edin önce Harput Peşrevi çalınır sonrasındaki türküler hemen hemen hep aynıdır. (Kar mı yağmış şu Harput’un başına, Mezire’den çıktım, geline bak geline, dağlar dağımdır benim gibi) arada bilinen ve en yaygın olarak söylenen bir gazel (genellikle aynı sözlerle Harput Divanı) ve bir uzun hava (Kürdi hoyrat veya elezber) söylenir olur biter. Bizler de bunları Harput türküleri olarak dinleriz. Peki ne kadar Elazığ’lı “cılgalı maya’yı” dinlemiştir. Elazığlılar uşak gazeli dinlemeyeli kaç sene oldu. Veya bunları bilen dinlemiş kaç kişi var. Tabi dinleyince anlamak meselesi de var ama o konuya girmeyelim. Peki, hiç okunma tenezzülünde bulunulmayan türkülere ne demeli. Bu türküleri saymaya kalksam bu yazı uzar gider. Sanki bu türküler tedavülden kalkmış misali. Elazığ türkülerinin ve uzun havalarının sayısını ortalama 40-50’ye düşmüş, devamlı onları dinlenir hale getirilmişiz farkında değiliz. 
Diğer taraftan mahalli müzik arşivi denilince maalesef yaygın olarak içki masalarında kaydedilmiş bantlardan oluşan bir arşiv akla ilk gelmekte. Bu hiç de hoş olmayan bir husustur. Özellikle başta Ahmet Taşcı tarafından Enver Demirbağ’a yaptırılan albüm serileri ve diğer yerli kaset firmalarının yaptıkları birkaç albüm de olmasa türkülerimizi bu masalarda yapılan kayıtlardan dinlemek zorunda kalacaktık. İçki masalarında yapılan kayıtlar deyip geçmeyin. Bu durum türkülerin söyleyiş tavırlarına etki etmiştir. Ağızlar yayılarak türkü söylemeler abartılı hareketler, tavırlar gereksiz nağmeler hep bu yüzden olmaktadır. Şöyle düşünün: Fuzuli’nin, Nedim’in Nabi’nin gazellerinin okunduğu bir musiki kültüründe bu tavırların olması garip değil mi?
Konuyla ilgili takdir edilecek hususlar da var tabi ki. Elazığ Valiliğinin yaklaşık 10 yıl önce Harput Türkülerini notaya geçirme çalışması ve bazı mahalli sanatçılara birkaç albüm yapması takdire değer hususlardır. Ancak türden işlerde sorumluluğu sadece Valiliğe yüklemek ne kadar doğrudur onu da tartışmak gereklidir. Ayrıca Mahalli müziğimiz ve halk oyunlarımız üzerine yine yapılan akademik çalışmalar da içimizi rahatlatan hususların başında gelmektedir.
Mahalli kültürümüzün önemli unsurlarından olan müzik ile ilgili endişelerimizi sevinçlerimizi dile getirdik. Şu husus açıkça görülmektedir ki bu konuda yapılanlar hep şahsi gayretler ve fedakârlıklarla yapılmaktadır. Böyle olunca bu işler planlı programlı olmamaktadır. Gençlerimize mahalli kültürümüzü iyi tanıtmalıyız. Maalesef senede iki defa peynirli ekmek yemekle, Patlıcana balcan, kazık’a kazuk demekle, yaylana yaylana türkü söylemekle mahalli kültür yaşamaz ve tanıtılamaz. Özellikle gençlerimize ilk olarak mahalli müziğimizi sevdirmeliyiz ki onlarda bu sevgilerini daha sonradan bütün çevrelerine dinletip, anlatıp sevdirebilsinler. En güzel tanıtım budur. Önce biz kendi mahalli müziğimizi dinleyip seveceğiz ki başkaları da dinlesin ve hoşlansın vesselam. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.