DÜZ OVAYA İNDİLER, ŞİMDİ YÜREK YIRTILIR

Bu da oldu sonunda . Devlete baş kaldırıp askerine polisine kurşun sıkan ve binlerce masum vatandaşın kanına giren, binlerce insanın ocağını söndüren bölücü örgüt üyeleri açılım yapacağız diyenlerin yüzünden kahramanlar gibi dağdan düz ovaya indiler. 
Neler yapılmadı ki. Koca Türkiye Cumhuriyetinin savcıları polisleri hazretlerin ayağına kadar gidip karşıladılar. Eşkıyaların yüzlerinde mağrur bir ifade olduğu gözlerden kaçmadı. Neden mağrur olmasınlar ki. Kendilerince onlar birer kahraman. Hak aramak için dağa çıkmış, eline silah almış ölmüş, öldürmüş. Şimdi kanına girdiği, kurşun sıktığı devlet, “gel yanıma sana hesap sormayacağım ben hatalıymışım, sizi anlamadım bu kanı durduralım analarımız ağlamasın diyor.” Onlar ise kan dursun analar ağlamasın derken kendi analarını değil bizim analarımızı kastediyorlarmış meğer. Ama bunu biz halen anlamadık. Tabi ki onlar mağrur başta şehit aileleri olmak üzere bizler de mağdur olacağız. 

Şimdi dağdaki bölücüler ne düşünür tahmin edin. “ Annelerinin ağlamasından bıktılar, bizi bitiremeyeceklerini de anladılar, nihayet siyasi çözüme karar verdiler.” Terör örgütünün söylemlerini dikkatli takip eden herkes biliyor ki örgüt son 10-12 yıldan beri ayrı bir devlet kurmak istemiyor. Yani bölücülük yapmıyor. Peki, ne istiyor “Siyasi çözüm”. Niye bunu istiyor peki. Cani başı bunu ilk sorgusunda söyledi “İstanbulsuz Antalyasız Kürdistan’ı ne yapayım, ben Türkiye’ye talibim” diye. Ama bizde jetonlar on sekiz köşe halen anlamıyoruz. 
Bir şehit anası televizyonda feryat ediyor. “Ben oğlumun yerine mezar taşlarına sarılırken, onların anneleri evlatlarına sarılıyor. Keşke benim oğlum da terörist olsaydı da ben de şimdi ona sarılsaydım” diye. Bunu duyunca boğazımız düğümleniyor. Şimdi bu şehit anasına ne anlatacaksın. Gaziler ise madalyalarını devlete iade etmek istedikleri söyleyip valiliklerin kapısına dayanıyorlar.

Efendim bu devlet projesiymiş. Sevsinler böyle projeyi. Bu devlet proje yapmayı biliyorsa bir proje yapsın da bizi de sizden kurtarsın. Ne devleti ortada devlet mi kalmış? Ermeni’ye açılım yapacağım diye kucak aç, Karabağ işgalini yok sayıp Azerileri küstür. Bütün stratejik kurumların özelleştirme adı altında yabancılara üç otuz paraya sat, ondan sonra İsrail’e efelik yapıp gururumuzu okşa. Bunlar da devlet projesi olsa gerek. Devlet projesi nedir nasıl yapılır merak ediyorsanız İngiltere’nin tarihini dikkatli okuyun görürsünüz devlet projesi nedir diye.
Vatanını milletini sevmek hiçbir zaman şimdiki gibi acı veren, akıllara zarar bir iş olmamıştı. Zira vatanını savunmak için kendini feda edeceksin. Yani şehit olacaksın. Sonra senin ardından geride kalan yakınların karalar bağlayıp bağırlarına taş basacaklar. Buna karşılık seni şehit edenler ise bütün akrabaları ve sempatizanları tarafından kahramanlar gibi zafer işaretleri ile karşılanacak. Bu neyin zaferidir, bu adamlar neyi kutluyorlar. Vatanını sevenler ve şehit yakınları için bu on kez ölmekten daha beter değil midir?

Bu eşkıyalar “biz pişman olduk. Çok gereksiz eylemlere giriştik. Artık biz de ailemizin çocuklarımızın yanında olmak istiyoruz” deselerdi, olaya bu kadar tepki verilmeyebilirdi. 
Allah selamet versin Bu ülke Tansu Çiller’in kıymetini bilememiş. Zira şöyle demişti. “Bu Devlet için kurşun atan da kurşun yiyen de bizim için değerlidir” Hatırlayın bu söz ne kadar eleştiri almıştı. Hey gidi günler hey. Şimdi ne oldu. Bu Devlete kurşun sıkan da Devlete kurşun sıkarken ölen de bizim için değerlidir. Manası çıkmıyor mu bu işten.
Sahi acaba biz de Resneli Niyazi’ler gibi dağlara mı çıksak? 

“Bu vatan kimin” şiiri bu vatanın esas sahiplerinin kimler olduğunu çok güzel ifade eden bir şiirdir. Bu şiiri burada zikretmeyi düşündüm. Ama Türk milletinin artık yeter dedikten sonra neler yapabileceğini anlatan, Nazım Hikmetin Kuva-yı Milliye kitabından bir şiiri geldi aklıma. Onu yazıma ilave etmek istiyorum. Bakın Nazım Hikmet bizi nasıl anlatıyor Türk Köylüsü adlı şiirinde. 
Topraktan öğrenip
Kitapsız bilendir
Hoca Nasrettin gibi ağlayan
Bayburtlu Zihni gibi gülendir.
Ferhad’dır
Kerem’dir
Ve Keloğlandır.
Yol görünür onun garip serine,
Analar babalar umudu keser,
Kahbe felek ona eder oyununu
Çarşambayı sel alır,
Bir yar sever 
el alır,
kanadı kırılır
çöllerde kalır,
ölmeden mezara koyarlar onu.
O, “Yunus-ı biçaredir
Baştan ayağa yaredir”,
Ağu içer su yerine.Fakat bir kere dert anlayan düşmeyegörsün önlerine
Ve bir kere vakt erişip
“Gayrı yeter!...”
Demesinler
Bunu bir dediler mi,
“İsrafil surunu urur,
Mahlukat yerinden durur”
Toprağın nabzı başlar
Onun nabızlarında atmağa
Ne kendi nefsini korur, ne düşmanı kayırır,
“Dağları yırtıp ayırır,
Kayaları kesip yol eyler ab-ı hayat akıtmağa..”

Bu milletin sessiz ve vakur duruşuna bakıp da “nasıl olsa yaptığımız yanımıza kar kalıyor” demesin kimse.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.