DARBELER VE SONRASI

Tam 50 yıl geçmiş üzerinden 27 Mayıs darbesinin. Ben ilkokuldayken yanlış hatırlamıyorsam 27 Mayıs tarihleri tatil olurdu. Bu yıl bir başka hatırlanıyor 27 Mayıs. Artık Ergenekon tesirinden mi nedir?. 
27 Mayıs aslında Türkiye Cumhuriyetinin üzerine karabasan gibi çöken bir darbe. Bu darbeden sonradır ki birileri: “Bu memleketi kimse bizim kadar sevemez, birileri yanlışa götürüyorsa bu ülkeyi, biz hemen hale yola sokarız” demeye başladılar. 
Aslında, ne darbeyi yapan onlardı, ne de memleketi en fazla sevenler. Onlar sadece maşaydı. 1960 darbesinden ve sonra yapılan darbelere bakın hepsinin geri planında neler olduğu çok açık ve net değil mi? Peki neyi tartışıyoruz neyi lanetliyoruz. Her darbenin sonrasında Türkiye hep yeniden şekillendirildi. Yeni liderler yaratıldı ve sonuçta darbelerin arkasındaki gücün uydusu olmaya daha bir iştahla devam ettik. 
Şimdi sırasıyla hatırlayalım (tabiî ki özet olarak) : Menderes iktidarının sonlarına doğru Rusya ile yakın ilişkiler kurulmaya başlanmıştı ve her geçen gün ilişkiler daha iyiye gitmekteydi. 27 Mayıs ile birlikte çok partili demokrasiye geçildi ve “Morison” lakabı takılan yeni bir siyasi lider ile tanıştık Türkiye bu lider ile yaklaşık 15 yıl geldi gittilerle idare ettirildi. 
12 Mart öncesi Türkiye’de sol (Devrimci) hareket hızla gelişmekteydi. Devrimci çizginin malum ülkeye bakış açısı da belli; sonuç 12 Mart Muhtırası, Hükümetin düşmesi ve Sol gençliğin liderleri denilebilecek üç gencin idamı.
Geliyoruz 12 Eylül’e Türkiye’de iki ideoloji hızla yükseliyor. Birincisi CHP içerisinde de faaliyet gösteren Devrimci sol ve MHP çizgisindeki Ülkücü Hareket. Bu iki grup biri biriyle silahlı çatışma içerisine de girmiş durumdalar. Ama yıllar sonra öğrendiklerimiz hayret verici. Aynı silahla hem Devrimciler hem Ülkücüler öldürülüyor. Peki, bu silahları kim veriyor bu çatışmayı kim yaratıyor? Cevap malumdur. 
Yaşı 40’ın üzerinde olanlar hatırlayacaktır Ülkücü gençlik duvarlara “Milliyetçi Türkiye” yazardı. Devrimciler ise Milliyetçi kelimesini silip “Bağımsız Türkiye” yazarlardı. Dikkat edin sonuçta bir fark var mı? Eğer 1981 seçimleri yapılsa bu iki karşıt görüşten biri kesinlikle Türkiye’de iktidara geliyordu. Peki, iktidara gelseler bağımsız veya milliyetçi bir Türkiye malum ülkenin işine gelecek miydi? 
Türkiye’de darbe yapanların arkasından 30 40 sene sonra da olsa kükreyenler bunları düşünüyor mu acaba? Bu kükreyenlerin kaç tanesinin darbelerde işkence görmüş, idam edilmiş, mahpus yatmış yakını değil tanıdıkları var acaba? Darbelerin acısını ne kadar hissettiler o dönemde. Eminim CHP ve MHP’liler kadar bu acıyı hissetmediler.
12 Eylülden sonra Turgut Özallı yıllar başladı. Malum ülkeyle ilişkilerimiz çok iyi devam etti. Bunlarla birlikte girdiğimiz işlerden 1 koyup üç aldık !. 
Son post modern 28 Şubat darbesi peki kimin işine yaradı. Hangi lider ortaya çıktı, hangi gruplar güçlendi ve büyüdü, onu da siz tamamlayın bir zahmet. Darbelerden nemalananların darbelerden şikayet etmeye hakları var mı acaba? diye insan düşünüyor ister istemez. 
Son sekiz yılda Başbakanımız 20 ye yakın seyahat yapmış ABD’ye. Demek ki şu an darbe olmaz. Gereksiz yere korkmamak lazım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.