Cumhurbaşkanlığı Seçimi Üzerine

Yerel seçimler bitti artık bitti, gürültüsü, patırtısı, etkileri, yorumları yapılacak diye düşünüyorduk. Ama nerde. Herkes şu an itibariyle Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kilitlenmiş durumda. Aslında bu durum iktidar partisinden çok muhalefet partilerinin işine geliyor. Zira AKP’ye karşı girmiş oldukları bilmem kaçıncı seçimde de muvaffak olamadıkları için, en azından bu başarısızlığın sorgulanma ihtimalleri de ortadan kalkmış oldu. Gerçi bir iki gün televizyonlarda bu konuda arz-ı endam ettiler. Vay efendim oy oranımız şu kadar yükseldi, vay efendim bize oy veren seçmen şu kadar arttı vs diyerek. Aslında herkes gibi sayın muhalefet yetkilileri de biliyor gerçeği ama ne yapsınlar, mecburen rakamlar üzerinde değişik yorumlar yapmak suretiyle kendilerini haklı çıkarmanın gayretine girmek zorundalar. Biz de bunlara inanmış gibi yapıp geçiştirelim daha fazla üzülmesinler.

Şimdi gündem Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Cumhurbaşkanı adayı kimler olmalı? Sorusunun cevapları aranıyor. Ben şimdiden kendi fikrimi söyleyeyim. Bana göre parlamenter demokrasi ile idare edilen bir ülkede Cumhurbaşkanını halkın seçmesine gerek yoktur. Çünkü halk seçerse devlet idaresinde düalist bir yapı ortaya çıkması kaçınılmazdır. Başbakan, “ben seçimle iktidara gelmiş bir hükümetin temsilcisiyim”, Cumhurbaşkanı da “ben halkın oylarıyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanıyım” diyerek sürekli çatışacaklardır. Bu çatışmanın olmaması için çözüm, eskiden olduğu gibi Cumhurbaşkanını meclisin seçmesidir. Öte tarafta eğer Cumhurbaşkanını halk seçecekse, kabul edin etmeyin Türkiye Cumhuriyeti başkanlık veya yarı başkanlık sistemine geçmiş olacak demektir.

Ülkemizin tarihinde ilk defa seçilecek Cumhurbaşkanı adaylığı için en güçlü aday şu anda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan görünüyor. Muhalefet ise şiddetle karşı çıkıyor. “Sen aday olma” diye. Peki, bu söylemlerin bir etkisi olacak mı? Bana göre kesinlikle olmayacak. Çünkü Muhalefetin, Sayın Erdoğan’ın aday olmasını engelleyecek ne gücü ne de etkisi yoktur. Bu kadar seçim yapılmış hepsinde % 40-50 oy almış bir partinin genel başkanına sen aday olamazsın demek demokrasinin gereklerine aykırıdır bir kere. Bu bakımdan muhalefet partilerinin beylik laflarla karşı çıkmak yerine daha tutarlı, daha gerçekçi gerekçeler öne sürmeleri lazım. Eğer böyle iddialarla karşı çıkarlarsa Sayın Başbakan elini kolunu sallaya sallaya Cumhurbaşkanı olur zaten.

Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise muhalefet partilerinin henüz aday olabilecek bir ismi telaffuz dahi etmemeleridir. Sanki kendileri aday çıkarmayacakmış gibi bir hava yaratılmış durumda. Bunun sebebi muhalefet partilerinin genel başkanları aday olmazsa çıkaracakları isimin kendilerine alternatif olabileceği korkusudur, başka da bir şey değildir. Mesela CHP Genel Başkanları dışında bir aday çıkarsa ve bu aday da % 40 alıp seçimi kaybetse Sayın Kılıçdaroğlu’nun durumunu bir düşünün. Aynı husus Sayın Bahçeli için de geçerlidir. Zira gösterdiğin aday senin partinin oy oranından fazla oy alırsa bu sonuç kesinlikle sorgulanacaktır. Bu bakımdan ben muhalefet partilerinin Başbakan aday olduğu takdirde karşısına, kendilerinin veya ciddi bir adayla çıkacağını,  seçimi de ciddiye alacaklarını pek sanmıyorum.

Özetlemeye çalıştığım bütün bu gerekçeler doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi süreçte, muhalefet yine “dostlar pazarda görsün” nev’inden demeçler verecek, beylik laflarla süreci geçiştirecektir. Ülkeyi 12 yıldan beri yöneten Sayın Başbakan da kendisi isterse Cumhurbaşkanlığına aday olacak ve büyük ihtimalle de seçilecektir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.