ÇÖZÜM BULUNUYOR HARPUT KURTARILACAK

Evet, Harput Mimarisi adlı toplantının ardından çözüm önerileri kamuoyuna yansımaya başladı. Artık bu konuda kimse bir şey yapmıyor diye şikâyet etmeyin. Yalnız benim anlamadığım; Harput Tarihi ve kültürü ile ilgili çarşaf çarşaf yazılar yazan kardeşlerimiz ve dahi ağabeylerimiz Harput şehri nasıl medeniyetler şehrine ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bir şehir haline dönüşür konusundan bihaber olmalarıdır. Bu amaçla yapmış olduğum küçük çaplı araştırmayı sizlere aktararak, Harput’un gelişmesine dair haberleri paylaşmak istedim.

Basında çıkan bu haberleri sizlere bildireceğim, bu yazılarda bulunan tespitler ve öneriler ile ilgili hiçbir yorum ve değerlendirme yapmayacağım. Noktasına virgülüne dokunmayacağım. Bunları okuduktan sonra siz sayın hemşerilerimiz kendiniz yorumlayın.

26/06/2009 Yazar: Metin Aktaş, Evrensel Gazetesi

“Bir mimar değilim ama mimarinin kentin kültürüyle, düşünsel inançsal yapısıyla, yaşam tarzıyla, doğal yapısıyla direk ilintili olduğunu söyleyebilirim. Kentin mimarisine şekil veren bu niteliklerdir. Yerel yöneticiler kentin mimarisini yaparken kentin kültür yapısını, düşünsel, inançsal yapısını, doğal yapısını kentte yaşayan halkın yaşam tarzını dikkate almaları gerekir. 5–6 Haziran tarihlerinde düzenlenen Harput mimarisi sempozyumunu izlerken şunu gördüm. Gerek Elazığ kenti yerel yöneticileri gerek Fırat üniversitesinden sempozyuma katılmış katılımcılar yaşadığı kente yabancı; ya da yaşadıkları kentin çok kültürlü yapısını kabul etmiyorlar. Yaşadığı kentin çok kültürlü yapısını kabul etmeyen hatta çok kültürlü yapısını asimilasyonla eritmeyi amaç edinmiş insanlardan sağlıklı bir kent mimarisini beklemek mümkün değil. Öncelikle yapmamız gereken iş kentin çok kültürlü, çok inançlı, farklı yaşam tarzlarından oluşmuş yapısını kabul etmemiz lazım. Size küçük bir örnek vereyim. Yaşadığım mahallede neredeyse sokakların büyük çoğunluğu ya Arap devletlerinin kentlerinin ya da önemli Arap şahsiyetlerin adı ya da Türki devletlerinde ki kentlerin ya da önemli şahsiyetlerin adı verilmiştir. Bu kentin özgün kültürünü, yaşam tarzını ifade edecek bir sokak adını bulmak mümkün değil. Yine her yıl düzenlenen Hazar şiir akşamları etkinlikleri bunun somut kanıtı. Bu etkinliklerde dünyanın dört bir yanında kent halkının paralarıyla toplanıp getirilen aşırı şoven, ırkçı, milliyetçi insanlar kent halkının gözünün içine bakarak onların özgül kültürünü inkâr etmekte. Kendilerine doçent, profesör diyen konuşmacıları dinlerken doğrusu yüreğim acıyla burkuldu. Binlerce yıl Ermenilerin, Süryanilerin, Türklerin, Kürtlerin birlikte iç içe yaşadıkları kadim Harput kentini anlatırken Harput’ta yaşamış Ermenilerden, Süryanilerden, Kürtlerden hiç söz etmedi bu konuşmacılar. Kadim Harput kentinde yaşamış bu halkların varlıklarını inkâr ettiler. Onların Harput’ta geriye bıraktıkları kültürlerinden, inançlarından, onlardan arta kalan tarihi eserlerden söz etmediler. Sorarım size kadim Harput kentinde yaşamış halkların varlığını inkâr eden yöneticiler Harput kentinin Ermenilerden, Süryanilerden kalmış hala kurtarma şansımız olan kültürel eserleri kurtarmayı beklemek mümkün mü? Nihayette bu yöneticilerin böyle bir sorunu olmadığını gördük. Harput kentinde kurtarılmasını, ya da restore edilmesini istedikleri tarihi eserlerin içerisinde Ermenilerden, Süryanilerden kalmış tek bir tarihi eser yoktu. Ermenilerden, Süryanilerden kalmış tarihi eserleri restore edilmemiş bir Harput’a kadim Harput diyebilir miyiz? Böyle bir Harput yaratılsa bile bu Harput olmayacaktır. Zaten bunlarında böyle bir derdi yok gibi”. ……

“Harput Mimarisiyle ilgili açılan fotoğraf sergisinde Harput’taki birkaç kilise fotoğrafı var diye tepki gösterip bu fotoğrafları kaldırtmaya çalıştılar. Özetlersem: Öncelikli yapmamız gerekli olan şey Harput’un bu çok kültürlü, çok inançlı farklı yaşam tarzlarından oluşmuş yapısını kabul edeceğiz. Eğer samimiysek eğer gerçek Harput’u istiyorsak yenileme ve yapılacak mimari çalışmalarda Harput’un bu özgül yapısını dikkate almak zorundayız. Ermeni, Süryani, kürt kültürünün inkar edildiği yok sayıldığı bir restorasyon çalışması Harput’u nihai olarak yok etme çalışması olacaktır. Hala Harput için yapabileceğimiz şeyler vardır. Yukarıda açıkladığım bu perspektifle Harput mimarisine bakarsak kale içini özgün yapısına uygun restore edip sosyal yaşama katarsak hala izleri belli olan kiliseleri, hanları, hamamları, özellikle (Kale Hamamını )geçmişten bu güne kalmış yapıları restore etmeliyiz. Bu restorasyonda bu gün yapıldığı gibi değil gerçeğine yakın bu alanda uzman insanlar tarafından yapılmalıdır. Harput Kalesi’nde yapılan restorasyon restarasyon değil Harput Kalesi’nin yok edilmesidir. Böyle bir restarasyon yapılacaksa keşken yapılmasaydı diyor insanlar.

*****

26/06/2009 HARPUT DEKLARASYONU Evrensel Gazetesi

05-06 Haziran 2009 tarihinde Elazığ’da yapılan “Geçmişten Günümüze Harput Mimarisi” konulu panel forumundan tarihi perspektivi içinde Harput ve Harput mimarisinin koruma ve yaşatma sorunları tartışılmış, geçmişten günümüze Harput fotoğrafları sergisi oluşturulmuş ve ileriye dönük yaklaşımlar belirlenmiştir.

İLERİYE DÖNÜK ÇALIŞMALAR İÇİN ÖNERİLER-PROJELER

1-En eski Harput resimlerinden hareketle (Orlando Calumeno arşivi vb.)eski resimler ile bugün aynı açıdan çekilecek fotoğraflar ile karşılaştırmalar yapmak.

2-20. yüzyılın başında varlığını devam ettiren Harput’taki 20-22 mahallenin teker teker tarihsel belge ve bilgilerinin toplanarak her mahalle için ayrı katalog ve arşivler oluşturmak.

3-1950 yıllara kadar yaşayan Harput kent dokusunun kadastroca mevcut röperle bağlı olarak mevcut kente aprikasyonu 1/500 ölçekli harita üzerinde parseller belirtilerek, parsel ölçüleriyle liste çıkartılması ve tapu kayıtları ile bu listenin karşılaştırılması.

4-Harput’ta geçmişte var olan çarşılar ve arastanın belirlenmesi kısmen bir bölümünün restitüsyonunun gerçekleştirilmesi, diğer kısımların zemin seviyesinde renkli bazalt taşlarla görselleştirilmesi.

5-Eski yol dokularının (ortaya doğru meyilli ve ladırımlı) belirlenmesi ve mümkünse bir bölgede ortaya çıkartılması

6-1/500 ölçekli ve 1/200 ölçekli palanlar ve kent maketleri üzerinde Harput’un topografyası, kentsel dokusu, yolları, eski inanç ve kültürel yapılarının gösterilmesi.

7-Dağ Kapı, Dabakhane kapı arası ana caddenin mümkün mertebede restorasyon-çevre düzenleme, kısmen restitüsyonu ile ortaya çıkartılması.

8-Kırk kuyular ve şehri besleyen eski su sisteminin ortaya çıkarılması. Tarihi çeşmeler ve hamamlar ile bu sistem arasındaki bağlantıların ortaya çıkartılması ve su kaynakları ile ilişkilendirilmesi. Roma dönemine kadar giden tarihi kenti besleyen su kaynaklarının ortaya çıkartılması.

9-Ulu Cami ve çevresi tarihi Harput kentinin en eski yerleşim merkezi olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda en eski çarşı merkezidir. Camide bulunan kufi yazılı kitabede bunu teyit etmektedir.

10-Tarihi kalenin karşısında bulunan Kale Hamamı birçok özelliği ile özgün mimari dokusunu korumaktadır. Bu Hamamın rölöve-restorasyon-restitüsyon projelerinin yapılarak il özel idaresi, kültür bakanlığı fonlarıyla desteklenerek restore edilmesi ve ziyarete açılması

11-Harput tarih boyunca birçok kültüre ve inanç sistemine merkezlik etmiştir. Bu açıdan kentin önemli inanç merkezleri korunmalı ve yaşatılmalıdır

12-Hüseynikten başlayarak Harput’a gelen tarihi yolun ortaya çıkartılması. Bu yolun Ulu Cami’ye kadar gelen bölümünün ışıklandırılması

13-Eski Roma kentinin kendo ve dekomanosu (doğu-batı-kuzey-güney yolları Ulu Cami’nin bulunduğu yerde kesişiyordu.)

14-Harput’ta bulunan dini ve askeri yapıların rölöve planlarının 1/200-500 ölçekli haritalara işlenmesi. Aksonometri ile perspektifle kabartma kent haritası yapılması ve kullanıma verilmesi.

15-Kent içinde yapılacak yapıların gabarisinin 6.50 metreyi geçmesine kesinlikle mani olmak. Kent ölçeğini bozan sur içi yapıların yüksek olanlarının kaldırılması ve başka yerlerde fonksiyonlarını gerçekleştirmesinin sağlanması.

16-Harput’un gayri Müslim sakinleriyle ilgili 4 mahallenin (Sinabud, Gürcübey, Norsis, Şehroz) dökümantasyonunun yapılması, bu mahallelerde bulunan merkez kiliselerin Surp Garabed, Surp Agop, Surp Asvazadzin, Meryem Ana kiliselerinin onarım ve çevre düzenlemelerinin yapılması.

17-İvedilikle Harput Çevresinin Plan Kotesinin çıkartılması.tarihi kentin çevresini de içine alacak şekilde 1/2000 mirengili ve münhanili yapılması.

18-Harput konusunda yazılı ve görsel bütün kaynakların toplanması.

*****

25/06/2009 Bir zamanlar Harput Evrensel Gazetesi

Tarihi süreçte Harput’a baktığımızda başta iç ve dış kale olmak üzere 22 mahalle, 1 saray, 9 adet kilise, 8 adet cami, 11 adet mescit türbe, 5 adet hamam, 16 adet çeşme, 2000 – 3000 adet arası konut, 20.000 nüfus, 1 adet bedesten, 17 adet çarşı ile merkezdeki sokakların dükkanlarla dolu olduğunu, ayrıca Alman, Amerikan, Fransız misyonerlik okullarının da Harput’ta belli bir süre faaliyetlerine devam ettiklerini bilmekteyiz. 1909 yılında Harput a gelen İngiliz Arkeolog Getrude Bellin’in dediği gibi ‘Şehir mimarisi bir yana, oldukça ilgi çekici sanki bir tepeye inşa edilmiş caddelerinde tekerleksiz trafiği olan Arnavut kaldırımı döşeli, insana huzur veren bir İtalyan şehri;’ Bundan da anlıyoruz ki Harput 19. asırda bile mimari dokusu ile büyüleyici bir kentti. Harput’un kültürel dokusunu günümüze taşıyamaması, mimarisini büyük çapta yitirmesi ve bugünlere kadar ciddi bir restorasyon sürecine girememesinin en önemli nedeni 1915 yılında tarihi kentte onulmaz yaralar açan Ermeni Tehciri olmuştur. Kentin yerli nüfusunun bu zorunlu göçü ve bir daha evlerine dönememesi ile başlayan acılı çöküş bir yarısını kaybetmiş şehrin yaşam kaynaklarının kurumasına neden olmuştur. Seferberlik yıllarında yaşanan acılı olaylar adeta kentin ruhuna sinmiş Hıristiyan nüfusunu tamamen, Müslüman nüfusunun ise büyük kısmını yitirmiştir. Bu kavganın uzun yıllar boyunca devam etmesi ile tarihi kentin toprak üzerinde kalan önemli mimari değerleri bir bir yok edilmiştir. 1960 yılların hemen arkasında göreve getirilen Türkiye’nin ilk Turizm ve Kültür Bakanı Nurettin Ardıçoğlu ile kent dozerlerle tanışmış, bizzat kendisi tarafından yeni bir tarihi kent yaratılmaya çalışılmıştır. Yeni yollar, meydanlar üretilmiş, mahalleleri, kiliseleri, mimari yapısı dozerlerle yıkılmış, sekilendirilmiş ve tarla haline getirilmiş, cami ve türbelerin dışında adeta yapı bırakılmamıştır. Bu düzeltmeler sırasında bazı tarihi mezarların bile yerleri değiştirilmiştir. Daha sonra gelenek haline gelen dozerlerle düzeltme ve sekilendirme çalışmaları günümüze kadar devam etmiştir. Birkaç belediye başkanı ile aynı işlemler devam etmiş ve bugün adeta kent başta insanı olmak üzere, dokusunu, mimarisini, kültürünü, kent ölçeğini kaybetmiştir. Bu sürecin doğru bir temele oturması için her şeyden önce Harput’a bakış açısının sağlıklı bir temele oturması gerekmektedir. Milliyetçi, ırkçı yaklaşımların yerine daha demokrat, kentin tüm değerlerini kucaklayan, evrensel ölçekte düşüncelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu zihniyet değişiminin oluşması başta kamu-yerel-sivil güçlerin Harput konusunda ortak gündemler yaratmasıyla mümkün olabilecektir.

*****

25/06/2009 “HARPUT İÇİN KOLLARI SIVAMANIN TAM ZAMANI” Dr. Yusuf Örnek (Harput Mimarisi Toplantısının Konuşmacılarından) Evrensel Gazetesi

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Elazığ kentinin kendi tarihsel ve kültürel mirası üzerine kafa yormaya başlamasını ve bunu yaparken de yöresel ve ülkesel uzmanların görüşlerini almasını son derece olumlu buldum. Tarihsel sürecin geçmişte kalan kısmını ve gelecekteki boyutunu düşündüğümüzde hiçbir şey için geç kalınmamış demektir ve kolları sıvamanın tam zamanıdır. Bunun da Elazığ Mimarlar Odası tarafından yapılarak ön plana Harput mimari mirasının çıkarılmasını özellikle anlamlı buluyorum. İzlenimlerimi şu başlıklarda toplamayı uygun görüyorum:

1. Harput’taki mimari miras, çok kültürlülüğün eşsiz bir örneğidir. Bugün ayakta kalmayı başarabilen az sayıda yapı ve geçmişteki zenginliğin bugüne ulaşan izleri bunun kanıtını oluşturmaktadır. Ancak bu mirasın ve izlerin yeterince korunamadığı da aşikardır. Sempozyumda bu çok dilli, çok dinli, kısacası çok kültürlü tarihsel miras sık sık dile getirildi. Bu gerçekliğe yaklaşım tarzımızın her türlü önyargıdan, bağnazlıktan ve fanatizmden uzak olması gerekir. Yani Elazığ’ın tarihine eğilen ve Harput’un geçmişi hakkında soru soran, araştırma yapan herkesin orada bir zamanlar büyük bir Ermeni ve Süryani Hıristiyan nüfusun varlığını kabul etmesi ve dile getirmesi gerekir. 20. yüzyılın bir tarihine kadar orada varolan bu çok kültürlülükten bugün geriye pek fazla birşey kalmamıştır ve Harput’taki Türk-Müslüman başat kültürün bugün elverdiğince bir monokültür olarak yaşatılmasına çalışılmaktadır. Oysa bu, Harput’un fakirleşmesi anlamına gelir.

2. Harput’un bugünkü görünümü ile yurtdışından veya yurtiçinden ziyaretçi çekebilmesini pek mümkün görmüyorum. Bu olsa olsa halen yürütülmekte olan dar kapsamlı bir ‘‘inanç turizmi’’ çerçevesinde kalır. Bunlar da yakın çevreden gelerek oradaki İslam eserlerini ve türbeleri ziyaret eden yerli turistlerdir. Oysa yukarıda belirtmiş olduğum çok kültürlü Harput’un turistik ürün haline getirilerek uluslararası pazarlara sunulması ile ‘‘kültür turizmi’’ başlatılabilir ve Harput bu rotalara dahil edilebilir. Ancak bunun için Harput’ta ciddi bir çevre düzenlemesine, yeşil alanların bir çeşit ‘‘Arkeoloji Parkı’’ na dönüştürülmesine, Diyanet ve Müftülüğe bağlı yapıların işlevlerinin değiştirilmesine, az sayıda kalmış olan sivil mimari miras örneklerinin sınırlı sayıda yatağa sahip butik otele ve uluslararası standartta hizmet verecek lokantalara dönüştürülmesine acilen ihtiyaç vardır. ‘‘Evrensel’’ geçmişe sahip olan Harput ancak bu şekilde ‘‘küresel’’ turizm pastasından pay alabilir.

3. Elazığ kent merkezindeki eski vilayet binasının Kent Müzesi’ne dönüştürüleceğini memnuniyetle öğrenmiş bulunuyorum. Söz konusu bina çok amaçlı kültür ve sanat etkinlikleri için son derece elverişli olup, Elazığ kenti için mükemmel bir cazibe merkezi olacaktır. Ancak kent müzesi çalışmaları uzun solukludur ve sabır gerektirir. Buradaki en önemli faktör, kentin çok kültürlü geçmişine tarafsız ve takıntısız bir yaklaşım içinde olabilmektir. Bunun ilk örneği ise kütüphanenin oluşturulmasıyla verilebilir. Halen Elazığ Halk Kütüphanesi’nde bulunan ve Harput’taki Amerikan, Fransız ve Alman misyoner okullarının kütüphanelerinden bugüne kadar gelebilmiş olan yabancı dildeki kitapların tasnifi ve arşivlenerek ilgilenecek araştırmacılara sunulması önemli bir başlangıç teşkil edebilir. Bu sayede Harput’taki kültürel mirasın geride kalan kısmının koruma altına alınmasıyla tüm dünyaya bir mesaj verilmiş olunur.

Elazığ’da gerçekleştirilen bu sempozyum gerek düzey ve gerekse ilgili dinleyici kitlesi açısından son derece ümit vericiydi. Bundan sonra yapılacak en önemli iş, yine Mimarlar Odası’nın liderliğinde tüm paydaşlarla birlikte makul bir yol haritasını çıkarmak ve onu küçük ama emin adımlarla hayata geçirmektir.

*****

24/06/2009 Tarumar olmuş bir kent, Evrensel Gazetesi

5-6 haziran tarihlerinde mimarlar odası ve Çekül Vakfı Elazığ şubeleri tarihi kent Harput’un eski mimarisi ile yeniden ayağa kaldırılması amacı ile düzenlediği panel ve forum uzun süredir değişik frekanslarla tartışılan Harput ve tarih konusuna yani bir boyut kazandırdı. Çünkü söz konusu olan eski çağlardan günümüze var olagelen Harput’tu.. dahası bütün doğal ve toplumsal depremlerde bir şekilde ayakta kalabilmiş ama geçtiğimiz yüzyılın fırtınalarında tarumar olmuş kent olan Harput. Bu satırları okuyan herkesin malumu olabilecek toplumsal olaylar… Akla geleni zikredecek olursak eğer, Ermeniler, Süryaniler, Kürtler, Türkler. İnsanın insana ettiğinden mimarinin aldığı nasip Harput’un şimdiki silüetinde gizlenmiş olsa gerek. Düzenlenen panel ve forumda Harput nasıl kurtulur-kurtaracağız sorusunun etrafında şekillenen tartışmalar oldu. Başlangıç olarak Bir zamanlar Yayıncılık Temsilcisi Osman Köker’in hazırladığı Harput ve Ermeniler konulu fotoğraf sergisi sakıncalı bulunarak engellendi. Bir gün sonra paneller sırasında belgelere dayandırarak yaptığı konuşma da aynı minvalde eleştiriliyor. Örneğin Yazar Ahmet Aksın’ın Elazığ haber sitesinde kaleme aldığı,’gözümüz aydın Harput’u Çekül kurtaracak’ başlıklı yazısında Osman Köker’in fotoğraf sergisinde ermeni çetelerini gösterdiğini iddia ediyor ve sunumu paylaşan Çekül Vakfı’nı misyonerlikle suçluyor. İlgili arkadaşlar görüşleri ile görüşlerini bizimle paylaştı. Sağlıklı ve ön açıcı tartışmaların da olduğu panel ve forumda, Necdet Sakaoğlu Hoca’nın sunumunda, Harputta kimler yaşadı, ne yedi ne içtiler diye sordu. Alparslan ordularının 1071 Malazgirt zaferinin Harput’un yerel tarihinin açıklanmasında fazla bir anlam ifade etmediğini söyledi. Harput Kalesi’ni örnekleyerek. Süt Kalesi’ni kimler inşa etti? Yüksek kale duvarları üzerinde rahatça dolaştıkları için halk tarafından cinlere benzetilen cin ustalar, o insanlar kimdi diye sordu. Yerel tarihin ancak bu tarz aktörler ele alınılarak gelişebileceğini söyleyen Sakaoğlu’nun kısa ama özlü konuşması oldukça ilgi çekiciydi. Yalnızca tarihi bir kentin hak ettiği biçimde restorasyonu için değil, ülkemizde verilen demokrasi mücadelesi açısından da yararlı olduğunu düşündüğümüz panel- forum ve sonraki tartışmaları katılımcılara sorduk.

*****

Harput mimarisi anlatıldı http://www.kanal23.com/haber.php?micms=4943

ÇEKÜL Vakfı yönetim kurlu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, burada yerel var, burada ulusal boyut da gelişmişlik var, burada evrensel boyut da coğrafya var. Onun için bugün yarın buraları gezerken hüzünlenmenizin arkasındaki büyüklük çok önemli diye konuştu. Sözen,” Çünkü kayıp edilen şey,yerel ve ulusal ve uluslar arası boyuttaki bütün değer ölçülerimizin yumaklandığı yoğunlaştığı ve bugün izlerini çok az bulduğumuz ve yanlışlarla dolu üstelik de üstüne eklediğimiz bir coğrafyadan bahis ediyoruz. O yüzden Elazığ’da herkesin sorumluluğu her yerden biraz daha fazla biraz daha büyük. Rektör,Belediye başkanı Elazığlı o zaman biz yeniden bir yol haritası çizelim. “ şeklinde konuştu.

Yukarıdaki değerlendirmeler ve öneriler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Ulusal basının ilgisi ve katkıları karşısında Elazığlılar da biraz mahcubiyet duyarlar sanırım. Yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan iki şiir okuyup bir türkü söyleyip Harput kültürünü yaşattıklarını zanneden abidevi kültür şahsiyetlerimizin yukarıdaki konular ve değerlendirmelerle ilgili görüşlerini çok ama çok merak etmekteyim. Son olarak Mahalli basınımızdan daha fazla, gerek Elazığ şehrine ve tarihine duydukları hassasiyetlerinden ötürü ve gerekse basın ne işlev görür konusunda güzel bir örnek sergileyen Evrensel Gazetesini de kutluyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.