ÇEKÜL TEMSİLCİSİNDEN MEKTUP VAR

Çekül il Temsilcisi M. Balaban’ın sitemiz editörüne gönderdiği mail’i aynen yayınlıyorum.

mbalabantr@yahoo.com

 

çekül elazığ temsilcisi




ahmet aksın'ın sitede çıkan yazısı hakkında web.haber sitenizde yer alan ve bir akedemisyen olarak fırat üniversitesinde yer alan ahmet aksın'ın bilimsel kimliğine yakışmayan, iftira ve saptırmalarla dolu yazısını maalesef okudum. yaşadığı kentle ne kadar ilgili olduğu sadece akademik ünvanıyla menkul olan değerli hocamızın(?) başta kendi arkadaşlarına ve bölümüne haksızlık ettiğini düşünmekteyim. panele foruma tüm tarih bölümü davetli olduğu gibi kendisi bizzat davetiyle bilgilendirilmiştir. paneldeki konuşmacılardan 4 bilim adamıda fırat üniversitesinden katılmış olup 2 bilim adamı kendi görev yaptığı Tarih Bölümü Öğretim üyeleridir.Bu bilim adamlarından Prof. Dr. Abdulhalik Bakır Fırat Üniversitesi Tarih Bölümü "Ortaçağ Anabilim Dalı Başkanıdır. Doç. Dr. Aydın Çelik yine aynı kürsüde öğretim üyesidir. Yrd. Doç. Dr. Yüksel Arslantaş "Eskiçağ Anabilim Dalı Başkanıdır", Yrd. Doç. Dr. Cevdet Emin Ektinci teknik eğitim fakültesi yapı eğitimi bölümü öğretim üyesi olup üniversitede "Restorasyon"dersleri veren tek bilim adamıdır. bu bilim adamlarının bilimsel kimliklerinin yanında "Harput Uzmanlığı" adlı bir bilim ünvanı üniversitelerimizde bulunmamaktadır. hocamızın iddia ettiği gibi "harput uzmanı" olarak kendisini hangi kriterle gördüğü tam anlaşılamadığı gibi böyle bir uzmanlık ve kürsünün fırat üniversitesinde olup olmadığı konusunda okuyucularını bilgilendirmesini beklemekteyim. Harput'la ilgili doktora yapmasından dolayı bu konuda tek yetkili ve uzman olduğu konusundaki yaklaşımları ise gülünçtür ve bir bilim adamının söyleyemeyeceği yaklaşımlardır. panelin başkanlığınıda fırat üniversitesi tarih bölümünden prof. dr. abdulhaluk bakır yapmıştır.Panele katılan Fırat Üniversitesi hocalarının akademik ünvanları ve bilimsel sunumları paneli izleyenlerin takdirine bırakılmıştır. tarih bölümü başkanı ve eski başkanı bizzat panel boyunca dinleyiciler arasında yer almış-soru sormuş,açıklamalarda bulunmuştur. birçok akademisyen sonuna kadar panel ve forumu izlemiştir. yaklaşık 400 kişilik bir katılımla yapılan bu etkinlik süresince kimseye bir kısıtlama yapılmamış, söz almak isteyenler, soru sormak isteyenlere söz hakkı tanınmıştır. iddia ettiği nüfusla ilgili bölümü ise sunumu yapan osman köker bu konuda birçok tartışma yer almakta, farklı kaynaklarda farklı bilgiler yer almaktadır, ama yaklaşık harput ve yakın çevresinide düşünürsek fifti fiftiye yakındır diyerek bir ifade de bulunmuştur. bu ifadeyi dinleyiciler arasında bulunan başta tarih bölümü profösörleri, başkanları, eski başkan ve dekanları olmak üzere sorun haline getirmemiş, yani hemşehrilik sınavından geçememiş olmalarından ötürü sayın hocamız etkinlikten 15 gün sonra dile getirerek sanırım sorunu çözmeye çalışmaktadır. halbuki yazarınız Ahmet Aksın'ın ifade ettiği gibi harputa yakın yerlerde dikkate alındığnda %40 varan bir nüfustan kendisi bahsetmekte.5-6 haziranda yapılan etkinlikle ilgili tüm konuşmalar, fotoğraflar en kısa zamanda bir komisyon tarafından yayına hazır hale getirilerek basılacak ve tüm bilim insanlarının istifadesine sunulacaktır. bu yayını okuyan tarafsız her yuttaşımız yapılan etkinlik ile kendisini harput uzmanı(?) olarak gören kişilerin harputa katkısını karşılaştıracak ve vicdanlarıyla değerlendirmesini yapacaktır. hocamızın üzülerek ve endişe ederek okuduğum bu yazısında başta çekül vakfıyla ilgili iddiaları,iftira ve saptırmadan öteye gitmeyen karalamalardan ibarettir. başta elazığ olmak üzere tüm kamuoyunun doğru bilgi almasının önemli bir hak olduğuna inandığım için bu yazıyla ilgili iftira ve karalamalarının cevabını hem yazı olarak hemde bağımsız Türk yargısı ile soracağımızın bilinmesini istiyor, yazarınızı başta yaşadığı kentinden, çevkül vakfından ve okuyucularından özür dilemesini bekliyoruz.

Evet noktası virgülüne ve dahi imlasına dokunmadan Çekül Elazığ İl Temsilcisi Mustafa Balaban’ın yazısına yer verdik. Çekül Temsilcisi olma sıfatı nedeniyle kendisini muhatap alıp iddialarını cevaplama zorunluluğu duyduğumuzdan bu yazıyı yazıyoruz.

1- “Merd-i kıpti secaatin arzederken sirkatin söylermiş” misali Tarih Bölümünden üç öğretim üyesi var olunca her şey tarihi gerçekler de dahil, bilimsel oldu öyle mi? Sizi gidi sizi. Ne kadar uyanıksınız ya! Toplantıda bulunan bu arkadaşlarımız hiç itiraz etmediler değil mi? Sayın temsilci bu arkadaşlarımız gereken tepkiyi gösterdikleri için bazı basın mensuplarına haber ulaştırıldı. Siz bu mail’i bize yazarken Hürriyet Gazetesinde 20.06.2009 tarihinde Doç.Dr. Yüksel Arslantaş hakkında Ezgi Başaran tarafından hakaretlerle dolu ve küçük düşürücü ifadelerle bir köşe yazısı yayınlandı. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11906863.asp?yazarid=341 Siz şimdi kalkmışsınız yok efendim tarih bölümünün hocaları oradaydı ses çıkarmadı diyorsunuz. Orada bulunan arkadaşlarımızı zan altında bırakarak. Söylediklerinizle çelişki halindesiniz. Kimmiş iftira atan kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Oysa ben yazımda arkadaşlarımızın tepki koydukları için bazı basın mensuplarınca arandığını söylemiştim. Öyle yok 400 kişi vardı şunlar bunlar vardı kimse itiraz etmedi de sana ne oluyor edebiyatı yapmayın, kendinizi küçük düşürüyorsunuz.

2- Benim uzmanlık alanıma gelince İslamın şartı beş altıncısını herkes bilir. Öncellikle Akademisyenlik nedir, Akademisyenlik de uzmanlık nasıl olur iyice araştırıp bilgi edinmeniz gerektiği kanaatindeyim. Benim yaptığım araştırmalar sayesinde Harput’un son yüz yılındaki hanı, hamamı, mahallesi, idari yapısı, nüfusu ve tabiki rahatsız olsan da cami ve kiliselerinin sayısı ortaya çıktı. Kale kazısında Zindan ile ilgili katkımı ve Kale Mahallesinin fiziki durumu hakkındaki katkılarımı da sor öğren. Sen de o kazının etrafında dolaşıp duruyordun. Artık ne aranıyorsan? Ben ve benim gibi akademisyenler olmasa meydan hep sizin gibi 3-5 kitap okuyarak kendini alim zannedenlere kalacak diye umuyorsunuz. O zaman ne dersek inanırlar diye hayal ederek. Bu bakımdan siz benim akademik seviyemi değil tartışmak, ağzınıza almak cüretini bile gösteremezsiniz. Hele siz Mustafa Balaban bunun için fırın fırın ekmek yiyerek değil, dünyaya bir daha gelmen gerekir. Hasutluk etmekle kendini yüceltemezsin. Benim Hasetlik ile ilgili yazımı okumanı öneririm.

3- Fifty-fifty meselesine gelince İşte burası önemli. Şimdi iyi dinleyin bunu söyleyen kişi resim sunusunu Balaban ile beraber yapan ve muhtemelen de onun yakından tanıdığı bir kişi olan Osman Köker. Osman Köker sıradan bir fotoğraf sanatçısı olsa derim ki her halde yanlış bir kaynaktan okumuş ki böyle söylüyor. Ama kazın ayağı öyle değil. Bu şahıs 1915 te Biz Ermenilere soykırım uyguladık, onları katlettik bunun için özür diliyoruz kampanyasının destekçilerinden biri olunca www.ozurdiliyoruz.com kusura bakma ben bunun altında bit yeniği ararım. Adamın adı Osman ama bütün faaliyetleri ve kitapları Osmanlı Ermenileri üzerine. (Ha bu arada Balaban da o kampanya’ya katıldı mı merak ediyorum. Bu konuyu araştıracağımı da bilinmesini isterim). Merak eden okuyucularımız Webde arama motorlarına Osman Köker yazıp baksınlar bu zatın faaliyetlerine. Sen böyle meşhur adamları hep getir Elazığ’a ama lütfen bize önceden haber ver karşılamaya davul zurna ekipleri getirelim. Bu arada Hürriyet Gazetesi yazarına Osman Köker’in Harput’ta Ermeni Varlığını anlatmak için çağrıldığını söylemişsiniz ama davetiyede “Geçmişten günümüze Harput Fotoğrafları” diye yazmışsınız. Konu Harput’ta Ermeni Varlığı başlığıyla sunulsaydı belki kimse itiraz bile etmeyecekti. Nüfus ile ilgili konuya yazımda değinmiştim. Sizleri biraz daha aydınlatayım. Ermeni nüfusun %40 ları bulması birkaç yıllığına da olsa Harput şehrinin genişletilmesinden kaynaklanıyor diye. Sen bir daha oku aydınlan. Şimdi Ermeni nüfus %60 olacak desem benim akademisyenliğimi takdir eder miydiniz? Bunu da sevgili okurlarımızın yorumlarına bırakıyorum.

4- Şimdi diğer meseleye gelelim. İzmir’de Aya Vukla ve Kastamonu’da Papaz okulu (Kırkodalı Konak) restorasyonlarına temsilcisi olduğunuz Çekül katılmadı mı ki bunu kabul etmiyorsun. Bunların hepsi kamuoyunun bilgisine sunulmuş olan şeyler. Bilmiyorsan merak eder bakar öğrenirsin. Özellikle Neval Kavcar’ın kitabını okumanı sana şiddetle öneriyorum. Ben de bu kitabı yazımı yazarken kullandım. Eğer bulamazsan ben sana temin ederim.

5- Sayın M.Balaban Mardin Midyat’daki Mor Gabriel Manastırını kurtarmak için açılan imza kampanyasında atmış olduğun imzanla burayı kurtardınız değil mi?. Şimdi de Harput’a gönül vermiş bir kültür elçisi olarak, artık bir imza kampanyası da Harput’ta yıkılan camiler için başlatırsınız değil mi? http://www.morgabrieledokunma.com/?lang=&sayfala=97 Bunu niye söylüyorum senin neye ve kimlere hizmet ettiğini kültürel değerlerimize nasıl sahip çıktığını hemşerilerimiz bilsin diye. Aslında sen artık Elazığ’a büyük geliyor olmalısın ki Evrensel Gazetesine misyonunla ilgili köşe yazısı yazacak kadar kendini geliştirmişsin. http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=29147 Hatta bu gazetede seninle ilgili methiye yazısı bile çıkmış.http://www.evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=7391 Bundan dolayı hemşerilerin seninle iftihar eder mi bilemiyorum. Adresleri yazıyorum ki iftira demeyesin Merak edenler olur da okur belki. Senin bu üstün hizmetlerini herkes öğrensin istiyorum.

6- Özür dileme meselesine gelince. Kusura bakma. Hayatta yazdığım ve yaptığım hiçbir şeyden pişman olmadım çok şükür. Aslında senin Elazığ kamuoyuna yapmış olduğun başarılı çalışmaları iyi tanıtamadığından dolayı bir özür borcun var. Diğer taraftan gönderdiğin mailde gerek şahsım gerekse mesleki kariyerimle ilgili hakaretlerini senin cahilliğine ve basitliğine veriyor ve kamuoyunun takdirlerine ve Hakkın vicdanına bırakıyorum.

Sayın okuyucular sizlerden bu uzun yazı için çok özür diliyorum. Çekül’ün Elazığ temsilcisi Mustafa Balabanın yukarıda yargıda görüşürüz diyecek kadar tehditle, hiddetle ve hezeyan içerisinde mesleki kariyerimize dil uzatacak kadar kendini aşan bu yazısına, Cevap vermeyi boynumuzun borcu bildik.

Şunu kısaca belirtmek isterim. Çekül’ün şu an itibariyle Elazığ ile ilgili bir projesi zannedersem yok. Ama eğer olacaksa, Harput’ta viran halde duran Meydan Camii ve Esediye Camisinin restore ederek ibadete açılmasına destek versinler. Ayrıca Kazım Efendi Sokak da buna dahil. Yapsınlar hep birlikte alkışlayalım. Ama Elazığ’a öyle adamlarla öyle konularla bir giriş yaptılar ki tedirgin olmamak, tepkisiz kalmak mümkün değil.

Genel konuyla ilgili yazımı sonraya bırakıyorum. Diğer taraftan gerek mailleriyle gerek telefonla gerekse ziyarete gelmek suretiyle konuyla ilgili desteklerini esirgemeyenlere de tekrar teşekkür ederim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.