ÇANAKKALE'Yİ YAŞAMAK

Bu hafta şehitler haftasını kutladık. Biliyorsunuz Çanakkale Zaferinin yıldönümü şehitlerimizi yadetmek amacıyla aynı zamanda şehitler haftası olarak kutlanıyor. Bu meyanda bizler de aziz şehitlerimizi anmak ve onlara bir fatiha daha okumak için fırsat buluyoruz. Peki bu yeterli midir? Bence hayır. Nasıl ki anneler günü denildiğinde "Efendim annelerimizi yılda bir tek gün mü hatırlayacağız ki bunu kutlayalım" cevabı veriliyorsa şehitlerimiz için de bu böyledir. Onları yılda iki üç günlük etkinliklerle anmak yetmez diye düşünüyorum. Bizlerin bu topraklarda bugün bağımsız ve hür bir şekilde yaşamamız için canlarını veren bütün şehitlerimizi şükran ve minnet duygularımızla bir kez daha anıyoruz. 

Çanakkale harbi Birinci Dünya Savaşında savaştığımız cepheler içerisinde galip geldiğimiz ve milletimizin o günlerde yüzünü güldüren tek zaferdir. Büyük bir zafer diye nitelendirdiğimiz bu çetin savaş bizim için ayrıca bir üzüntü kaynağı olacaktır ki , o da 250000 şehit vermemizdir. "Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır" diyen bir milletin çocukları bu uğurda ölümü hiçe sayıp vatanları için gözlerini kırpmadan şehitlik mertebesine erişmişlerdir.

Düşünebiliyor musunuz 250000 kişi. Yani büyükçe bir şehrin bütün nüfusu. Gelen düşman askerlerini de sayarsanız yaklaşık 1.000.000 asker Gelibolu denilen küçük bir bölgede savaşıyor. Bunu anlayabilmek için mutlaka Çanakkale ye gidip o bölgeyi gezmek lazım. O siperlerin içerisine girip 10 metre uzaktaki düşmanla savaşmayı, metrekareye nasıl 5-6 bin mermi düştüğünü gözünüzde canlandırmanız lazım. Gelibolu yu gezdiğinizde işte o günlerde bu topraklar için gözlerini kırpmadan can verenlerin içinde bulundukları ruh hallerini o zaman daha iyi anlarsınız. 

Yıllar önce bir gazete de okuduğum ve Hıncal Uluç a ait köşe yazısını burada nakletmek istiyorum.

Turgut Özal Başbakan, Vehbi Dinçerler in Milli Egitim Bakanlığı zamanında Türkiye ye Japonya dan bir eğitim heyeti gelir. Temas ve incelemeler yapacak, neticeyi yetkililere aktaracaklar. Gerektiği kadar da ikili işbirliği gerçekleştirecek. 
İşler buraya kadar çok iyi.. 

Japon heyeti yurdumuzun bazı bölgelerinde gerekli incelemelerini yapar. Sonra Bakanlıkta toplanırlar. Heyetin tespiti ilginç: 

"Sizin çocuklarınızda Ulusal Bilinç yok!.." 

Bizimkiler şaşırır! 

Bizim çocukların damarlarındaki kan milli duygumuzun kaynağıdır. Yine de fazla ses çıkarmazlar! Ne de olsa misafir bunlar..
Bizimkiler sorar.. "Sizin gençlerinizde ulusal bilinç var mı? Neler yapıyorsunuz?.." 

Japon uzmanları anlatmaya başlar: "Biz çocuklarımıza ilkokula başlamadan Şok testler uygularız. Mesela uçak gibi hızlı giden trenlerimize bindirir, bir tur yaptırırız. Çok katlı yollardan da geçen tren, onları şöyle bir sarsar. Mini mini çocuklarımız teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görerek bir şoke olurlar. Bu şoktan sonra Hiroşima ya götürürüz. Bölgeyi aynen koruyoruz. Bombalanmış bu bölge hakkında bilgilendirir; değil hayvan, bitkinin bile yeşermediğini gösteririz. Ve deriz ki Eğer sizler çalışmaz, sizden öncekileri geçmezseniz vatanınız, işte böyle düşmanlar tarafından bombalanır. Hiçbir canlı yaşamayacak biçimde size bırakıp giderler. Çalışırsanız, bindiğiniz hızlı trenleri bile geçecek yeni vasıtalar yaparsınız. Gerisi sizin bileceğiniz iş. Çocuklarımız burada ikinci bir şok daha yaşarlar. Sizlere sunu hatırlatalım ki, Türkiye de pek çok uzmanımız bulunmaktadır. Bunların herhangi birine bu çocukluk deneyimlerini sorabilirsiniz."

"Peki Türkiye için tespitiniz var mı? Gözlemleriniz nedir?" diye sorar bizimkiler..

"Elbette var.. Bizimkinden çok daha önemli. Bir tanesi Çanakkale Savaşları nın olduğu bölge. Gelibolu gençlerinizin şoke olması için yeter de artar bile. Bir metrekareye altı bin merminin düştüğü savaşta, Türkler her şeye rağmen galip çıkıyor, olamayacağı olur hale getiriyorlar. En son teknolojiye ve donanıma meydan okuyarak, inancın galip geldiğinin ispatını yapıyorlar. Üstelik karşılarında tek bir düşman değil, müttefik güçler; sizin tabirinizle yetmiş iki millet var."

***

İşte Japonlar aynı şeyi söylüyor.. Çanakkale ziyareti temel eğitim içine alınmalı.. Bunu yapacak güçte olmayan okulların gezileri de devlet öncülüğünde sponsorlar tarafından finanse edilmeli..

Çanakkale yi yaşamadan Bu topraklarda yaşamanın hazzını alamazsınız. Vatan ve milletiniz için nasıl can verilir bilemezsiniz. Can veren şehitlerinizin kıymetini bilemezsiniz. 

Son söz: Bu topraklarda yaşayanlar ömürlerinde bir kez dahi olsa Çanakkale ye gitmeli. Ne filmler, ne romanlar, ne şiirler, ne de böyle bizim yazdığımız türden yazılar hiçbir şey gidip görmenizden daha iyi anlatamaz bu tarif edilemez duyguyu.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.