Bizi Sevmeyen Meçhul Şahıslara Cevap

Bu sitenin kurulduğu günden bugüne kadar, ben ve arkadaşlarım, sürekli olarak düzenli bir şekilde yazılar yazmaya çalışıyoruz. Ben ve arkadaşlarımın elazığhaber sitesinde neden olduğumuzu ve neden yazdığımızı bütün çevremiz biliyor. Bu haber sitesi Elazığ’da farklı bir ses, farklı bir nefes oldu.

Yazılarımızı yazarken kimliğimizi de gizlemedik. Ne korktuk ne çekindik. Yeri geldi fincancı katırlarını bile ürküttük. Ne düşünüyorsak nasıl biliniyorsak öyle görünüp buna uygun yazdık ve yazmaya devam edeceğiz. Herkes bizi sevmek yazdıklarımızı tasvip etmek zorunda değil. Beğenen beğenir beğenmeyen okumaz hatta siteyi bile açmaz. Böylelikle ne yazdığımızı görüp rahatsız olmaz.

Bunun için bizi beğenmeyen yazılarımızı okuyup da kendini huzursuz etmez. Ama hem beğenmemezlik edeceksin hem de hakaretamiz yorum yapacaksın hem de ismini vermeyeceksin. Bu iş böyle olmaz. Alacaksın kalemi eline bizim yazdığımızı çürüten, boşa çıkaran verileri önümüze koyacaksın. Biz özür dilemesini de, yanlış yaptığımızı söylemeyi de biliriz. Ama hem kel hem fodul olan adama ben niye takılıp kalayım. Bizi beğenmeyenler keşke bizim gibi aleni ortaya konuşsunlar da polemiğe girip, gösterelim ona dünya kaç bucakmış.

Ne yazalım yani, şu an Türkiye’de yolsuzluk yapılmamıştır mı diyelim?

Türkiye Cumhuriyetinde paralel bir oluşum yoktur mu diyelim?

Elazığ son 10-15 yıldan beri Türkiye’nin en hızlı gelişen kentidir mi diyelim?

Yapılacak olan mahalli seçimlerde Elazığ’da MHP adayı Bilal Çoban’ın kazanma şansı %10-15’dir deyip yalan mı söyleyelim?

Bunlar mı, sizi mutlu, bizi de iyi insanlar yapacak?

Siz iyisi mi bir psikiyatra görünün. İyice bir muayene olun. Zira siz kendinizle barışık değilsiniz. Masallarla yalan bir dünya kurup bu dünyada yaşadığınızın farkında bile değilsiniz.

Farkında olmanız için sizi uyarayım bari.

Tarih bilginiz lise düzeyinde kalmış, üstüne matrak tarih dizilerinden ve siyasetin kölesi tarihçilerden duyduğunuzu (okuduğunuzu demiyorum dikkat edin) üzerine eklemişsiniz o kadar. Ama kendinizi Ahmet Cevdet Paşa zannetmektesiniz.

Dünya’da ne olup bittiğini, ne gelişmeler yaşandığını bilmekten aciz, sadece Türkiye’deki gelişmelere bakıp siyaseti takip ettiğinizi sanıyorsunuz. Ama unutuyorsunuz ki dünyadaki gelişmeler bu ülkeyi de ziyadesiyle etkilemekte. Ama heyhat siz körsünüz göremiyorsunuz.

Dindar olduğunuzu, dininizi iyi bildiğinizi zannediyorsunuz ama aslında atalarınızdan ne gördüyseniz onu uyguluyorsunuz. Biraz düşünseniz, inancınız ile ilgili bildiklerinizin üzerine, kendinizin okuyup, araştırarak öğrenip de hiçbir şey koyamadığınızı, kendinizi geliştiremediğinizi göreceksiniz. Ama bunu dahi düşünemiyorsunuz. Ne fıkıhtan ne kelamdan ne tasavvuftan bihaber yaşayıp gidiyorsunuz.

Kendinizi din bezirganlarına teslim edip yaşamayı, daha garanti gördüğünüz için bu daha kolayınıza gidiyor. Bunun için böyle davranıyorsunuz. Ama tabii ki bunun da farkında değilsiniz.

Son olarak böyle bir yazı yazmakla bütün okuyucularımdan defalarca özür diliyor beni affetmelerini rica ediyorum. Ama yılda bir kere dahi olsa had bildirme görevimi yerine getirmek zorundayım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.