Belediye Seçimleri Kimin Umurunda

Üç ay sonra yerel yönetimler seçimi varmış ne gam. Hiç umurumuzda değil. Sabah –akşam gözümüz televizyonlarda ve internette takip ediyoruz neler olup bittiğini.

Askeri darbeyi görmüştük. Sabah kalkarsın sokakta askeri araçları ve askerleri görürsün sana seslenirler “içeri girin ihtilal oldu sokağa çıkma yasağı var” derler. Sonra radyoyu veya televizyonu açar neler olduğunu nasıl olduğunu anlamaya çalışırdın.

Şimdi sivil bir darbe yaşıyoruz sanki. Bu ülkede yaşayan aklı başında herkes bu olan bitenin sıradan bir rüşvet, irtikâp davası olmasıyla birlikte esasında Hükümet ve Cemaat arasında bir hesaplaşma olduğunun farkında. Başka bir deyişle Ülke insanı ortada dönen rüşvet iddialarına inanıyor ama beraberinde bu işte bir art niyet olduğunu da kabul ediyor.

Polis, savcı tabii ki görevini yapacak. Suçlu varsa takip edecek bulacak. Bakan çocuğu olsa bile. Buraya kadar iyi. Ancak MİT krizi ile ortaya çıkan ve Dersaneler meselesi ile Hükümet ile cemaatin arasındaki gerilimin had safhada olduğu bir dönemde özellikle sansasyonel bir biçimde göz altıların yapılması herkesin aklında soru işaretleri doğurdu.

İnsanlar şu soruları sormakta haklıdırlar.

“Madem iki yıldır takip ediyordun niye bu kadar bekledin?”

Gözaltına alınan sanıkların avukatları bile bilgi alamazken neden bazı basın organlarında bilgiler çarşaf çarşaf yayınlanıyor?”

Evet polis ve savcılara en çok bu sorular soruluyor.

Peki Hükümet çevresi, onlar da bunun bir komplo olduğunu söyleyip duruyorlar. Ama onlara da vatandaşın soruları var.

“Bir bakanın oğlunun evinde bu kadar paranın ne işi var?”

“Bir banka müdürü bu kadar parayı evinde niçin saklar?”

“Madem bu komployu yapan bir çete var diyorsunuz, peki neden on bir yıldır bu çetenin kadrolaşmasına göz yumdunuz. Yoksa ganimetin paylaşımında bir anlaşmazlık mı vuku buldu?”

Belki en can alıcı soru sonuncusudur. Kadrolaşmaya neden göz yumdunuz sorusu.

Kendi izahatlarıyla yurt içinde ve yurt dışında okullar açıp Ahmet Yesevi gibi hizmet eden, Türkçenin yaygın bir dünya dili olmasına vesile olup olimpiyatını bile tertip eden, Namazında niyazında, hayırsever, ülke ekonomisine can veren, askeri vesayetin bitmesindeki en önemli müttefik olan cemaat veya hizmet neden birden bire çete oldu?

Siz iktidara geldiğiniz dönemlerde Putin Rusya’da Cemaatin okullarını kapatmış, çalışanlarını sınır dışı etmişti. Gerekçesi ise ABD ve İngiltere için ajanlık yaptıkları iddiasıydı. Doğrudur yanlıştır. Ama şimdi Başbakan’ın açıklamalarını dinlediğimizde kendisinin neredeyse Putin’le aynı çizgiye geldiğini görüyoruz. O halde Başbakanımıza veya Türkiye Cumhuriyetinin sinir merkezlerinin başındakilere sormak lazım. İddialarınız doğruysa aklınız bu kadar yıldır neredeydi.

Dış güçlerin, faiz lobisinin, küresel sermayenin tertibi derken kimleri neyi kastediyorsunuz, cemaatin (veya Hizmet) bu güçlerle ne gibi ilişkisi olabilir? Türünden soruların cevaplarını da her halde önümüzdeki günlerde almaya başlayacağız. Özellikle amacı İslam’ı yaymak ve Allahın rızasını kazanmak olan bir cemaatin neden emniyet, eğitim ve adalet kurumlarında kadrolaşmak istediği de böylelikle açığa çıkar. Başbakan inlerine gireceğiz dediğine göre nerede olduklarını da biliyor demektir.

Hükümet bunu açıkladığında bizler bu iddialara ya inanacağız ya da inanmayacağız. Ancak kaçınılmaz bir sonuç olacaktır ki o da Hükümetin de Cemaatin de bundan zarar göreceğidir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.